Nedir.Org *
Sponsorlu Bağlantılar
admin

Felsefenin Konuları Nedir


Resim Ekle Dosya Ekle Video Ekle Soru Sor Bilgi Ekle

Felsefenin konuları nelerdir? (5 Tane yazınız)
Bilgi, bilim, varlık, dil, din, siyaset.

Felsefenin Konusu Nedir

Bilginin kendisidir; yani bilginin oluşumu, yapısı, kaynakları, sınırları ve değeri ile ilgili problemlerdir

Felsefenin Konuları

Filozoflar genellikle varoluş veya varlık, ahlak veya iyilik, bilgi, gerçek ve güzellik konularıyla ilgilenmişlerdir. Felsefe tarihine göre birçok filozof dini inançlara veya bilime de eğilmiştir. Filozoflar genellikle bilimin dışında kalan bu kavramlarla ilgili kritik sorular sorarlar. Felsefe nedir sorusunun cevabının aranması da bir felsefi uğraştır. Filozoflar genellikle şu soruların cevaplarını ararlar:

Felsefenin Soruları

Gerçek nedir

Bir ifadeyi nasıl veya niye doğru veya yanlış olarak tanımlarız

Nasıl karar veririz

Bilgi mümkün müdür

Bildiğimizi nasıl biliriz

Doğru bilginin kökeni ve sınırları

Ahlaken doğru veya yanlış hareketler (veya değerler, veya kurumlar) arasında bir fark var mıdır?
Hangi hareketler doğrudur, hangileri yanlıştır?
Değerler mutlak mı, izafi midir?
Yani nasıl yaşamak gerekir?
Ahlakın kaynağı nedir?
Gerçeklik nedir ve neler gerçek olarak nitelendirilebilir?
Gerçek olan şeylerin doğası nedir?
Bazı şeyler algımızdan bağımsız olarak var olabilir mi?
Zaman ve mekânın doğası nedir?
Düşünme ve düşüncenin doğası nedir?
Birey olmak ne demektir?

Güzel nedir

Güzel şeylerin farkı nedir?
Sanat nedir? ("L.N. Tolstoy - Sanat Nedir?" adlı kitap)
Estetik izafi midir?
Belirli sınırları var mıdır?
Din kavramının kökeni nedir?
Tanrı insanların korkularından kaynaklanan bir varsayım mıdır?

Tanrı var mıdır

Varlık, zaman ve mekân arasında ne tür bir bağ vardır?
Esasen bu kavramlar arasında herhangi bir bağ var mıdır?
 
Antik Yunan felsefesinde, yukarıdaki sorulardan ilk beşi sırasıyla, analitik veya mantıksal, epistemoloji, etik, metafizik ve estetik olarak adlandırılırdı. Bunların dışında da konular vardı ve bu tanımlamaları ilk kez kullanan Aristoteles aynı zamanda politika, modern fizik, jeoloji, biyoloji, meteoroloji ve astronomi'yi de felsefenin konuları arasına almıştır. Galileo'ya göre ise bilimler ve sanatların genel adı felsefedir. Yunanlar Sokrates'in etkisiyle bir Analiz geleneği geliştirmişler ve konuyu daha iyi anlamak için parçalarına ayırmışlardır. Bu yöntem günümüzde bilimde ve sanatta kullanılmaktadır.
 
Diğer gelenekler bu tip tanımlar kullanmamış veya aynı temaları ön plana çıkartmamıştır. Hint felsefesi Batı felsefesi ile benzerlikler taşısa da, binlerce yıldır felsefe ile ilgilenmiş olsalarda Japonca, Korece ve Çince'de felsefe kelimesi 19. yüzyıl'a kadar var olmamıştır. Özellikle Çinli filozofların Yunanlara göre farklı bir sınıflandırması vardı. Tanımlamaları da genel özelliklere değil çoğunlukla metaforikti ve aynı anda birkaç konuya ilintiliydi [1]. Ancak batı felsefesinde de konular arasında kesin sınırlar yoktur ve 19. yüzyıl'a kadar batı filozoflarının çalışamalarında konusal bir ayrım yapılmamıştır. Örnek olarak, Aristoteles'in çalışmalarının kendi başına bir anlamı yoktu. Peripatetikçilerin yaptığı da, Aristoteles'in çalışmaları ve konuları arasında bağlantılar kurup, genel yargılara ulaşmaktı. Gerçek felsefe Rönesans sonrası Alman İdealizmi sonrasında doruk noktasına ulaşmıştır.

Felsefenin Konuları Resimleri

Felsefenin Konuları Sunumları

Felsefenin Konuları Soru & Cevap

Bu yazı hakkında ilk soru soran sen ol..

Felsefenin Konuları Ek Bilgileri

  • 1
    4 ay önce

    Felsefenin Problemleri
    1. Kısa biyografik notlar. Russell’ın hayatı neredeyse bir asırlık süreyi kapsar (1872-1970) ve bizi tarihi periyottan çağdaş döneme taşır. Matematiği mantığa indirgeme tutkusunda sonuç olarak başarısız olmasına rağmen mantık, dil ve matematik felsefesi devrimseldir (Matematiğin Prensipleri, Whitehead ile birlikte yazmıştır). Sözünü esirgemeyen bir ateist ve Birinci Dünya Savaşına ve Vietnam savaşına sesli bir şekilde karşı çıkan protestocudur. Nükleer Silahsızlanma Kampanyası’nı kurmuştur. Dört defa evlenmiş, iki defa işten atılmış (bir kere Trinity Kolej, Cambridge’den, bir kere de Pensilvanya’daki Barnes Vakıf’ından) ve iki kere hapis yatmıştır. 1950’de Edebiyat Nobel Ödülü’nü almıştır.

    2. 1. Bölüm. Görüngü ve Gerçeklik. Bu bölümde Russell bize felsefenin nasıl en sıradan inançlarımız hakkında bile sorular sordurttuğunu gösterir. Descartes’ın yaptığı gibi, ‘ne bilebiliriz ve ne hakkında emin olabiliriz?’ sorularıyla başlar. Kesinlik arayışı içindeyken, doğal olarak şu anki deneyimlerimizden başlarız. Ancak şu anki deneyimlerimiz tam olarak bize neyi gösterir? Bu bölüm duyularımızın aslında onlar üzerine kurduğumuz inançlarımızın haklılığını tesis edemeyecek oluşundaki ısrarcılıktan ötürü hem Descartes’ı hem de Hume’u çağrıştırır. Duyuların bize gerçekliği gösterdiğini düşünürüz ancak onlar sadece görüngüyü bize verirler.

    3. Algının dolaysız nesneleri nelerdir? Russell duyu-verilerinin algının dolaysız nesneleri olduğunu iddia eder. Bazı felsefeciler, algının dolaysız nesnesi için, bu her ne ise, ‘duyuverisi’ terimini kullanmayı tercih ediyorlar –ister fiziksel, isterse zihinsel bir nesne olsun. Fakat Russell, ne olursa olsun, duyu-verilerinin zihin-bağımlı olduğunu söyler: biz doğrudan ya da dolaysız olarak masayı duyumsamıyoruz –biz, daha doğrusunu söylersek, duyu-verisi duyumsuyoruz. Bir duyu-verisi (i) algının dolaysız nesneleridir; (ii) zihin-bağımlıdır ve (iii) bizde algısal olarak peyda olma özelliğine sahiptir. (Hume’un izlenimleriyle karşılaştırılabilir).

    4. Russell’ın duyu-verisi için argümanı: Perspektife bağlı değişmeler. Ben bir masanın standart bir rengi olduğuna ve onun yüzeyinin bir biçimi, mesela dikdörtgen, olduğuna inanırım. Ama farklı noktalardan bakıldığında masanın rengi faklı renklerde görülür ve farklı noktalardan farklı biçimlerde görülür, pratik olarak hiçbiri, tesadüfen, dikdörtgen değildir. Bu birçok şekilde duyu-verisi argümanı için kullanılabilir. Farz edelim ki ben masa benzeri bir şeyin doğrudan farkındayım; buna ‘zahiri masa’ diyelim. Sorumuz zahiri masanın gerçek masa mı olduğu yoksa başka bir şey mi olduğudur.
    (a) Perspektif değişikliği
    Ö1. Zahiri masa perspektifime bağlı olarak değişiyor.
    Ö2. Gerçek masa perspektifime bağlı olarak değişmez. S. Zahiri masa gerçek masa değildir.
    (b) Perspektife bağlı çeşitlilik
    Ö1. Zahiri masa perspektifime bağlı olarak farklı biçimlere sahiptir.
    Ö2. Gerçek masa sadece bir biçime sahiptir. O yüzden S. Zahiri masa gerçek masa değildir. Ancak zahiri masa bir şeydir: farklı zamanlarda farklı biçimlere sahip olan ve benim doğrudan farkında olduğum şey –kısacası duyu-verisidir.

    5. Duyu-verilerinin epistemolojik rolü Eğer masa hakkında herhangi bir şey bileceksek, bunun duyu-verileri aracılığıyla olacağı açıktır – kahverengi, dikdörtgen şeklinde, pürüzsüz, vb. –masaya atfettiğimiz özellikler. (1103) Russell eğer masa hakkında herhangi bir şey bileceksek, bu ancak duyu-verileri aracılığıyla olabilir der: ama duyu-verileri masadan başka şeylerdir. Burada iki tane soruyla karşı karşıyayız: (1) Gerçek masa diye bir şey var mıdır? Ve (2) Eğer varsa, nasıl bir nesnedir? Duyu-verileri bu soruların cevaplarının tek olası kaynağını temin eder: Hume’un ideaların kökenleri izlenimlerde olmalıdır iddiasını karşılaştır.

    6. Madde. Russell’a göre madde ‘bütün fiziksel nesnelerin bir araya gelmesidir’; bu yüzden eğer gerçek masayı fiziksel nesne olarak ele alacaksak, yukarıdaki soruların genel versiyonu (1) Madde diye bir şey var mıdır? Ve (2) Eğer varsa, doğası nasıldır? olacaktır (Russell duyuverilerinin zihin-bağımsız olan şeylere işaret ettiğini iddia eden iki felsefeciye dikkat çeker, Berkeley ve Leibniz -ama fiziksel, maddesel olana değil). Konu, Đkinci Bölüm’ün konusudur.

    7. Duyu-verileri argümanlarına eleştiriler. J.L. Austin, Russell’ı eleştirmiştir. Eğer… bir kilise ambara benzetilmek için kurnazca kamufle edilse, ona baktığımızda ne gördüğümüz hakkında herhangi ciddi bir soru nasıl sorulur? Tabii ki, şu anda ambara benzeyen bir kilise görürüz. Maddesel olmayan bir ambar, maddesel olmayan bir kilise ya da maddesel olmayan herhangi bir şey görmeyiz. Ve böylesi bir durumda bize gördüğümüzü söyleten cidden ne olabilir? (Austin, Sense and Sensibilia)

    8. Duyu-verileri nelerdir? Mesela, büyüklüğe ve şekle sahip olmaları gerekir. Peki, neredeler? Masanın olduğu yerde değiller –öyle olursa orada kaç tane varlık olacaktır?! Beynimizin olduğu yerde değiller –beynimin içindeki hiçbir şey, masayı şu açıdan gördüğüm zamanda, yamuk şeklinde değildir.

    9. Duyu-verilerine alternatifler. ‘Dolaysız Realizm’ (mesela Austin); ‘Zarf Teorisi’ (mesela Roderick Chisholm) –Bana masamsı gibi göründü.


Sende Bilgi Ekle

Bu yazının geliştirilmesine yardımcı ol.

Bir şey Unutmadın mı ?

Bizi sonra tekrar bulmak için sitemizi aşağıdan beğenmelisin